skip to main |
skip to sidebar
bana biraz zaman verin. ben de uzaklaşacağım kumsallarınızdan, sendelediğim, yürüyemediğim.. biraz zaman, şapkalarınıza, tokalarınıza takılan saç tellerinizi toplamak için birer birer. düğümler yapabilmek için onlardan yumruk kadar- ki kalbin kadarmış yumruk. düğüm boynuma, yumruk şakağıma gerek..
tırnak aralarınızdaki kumları kazımak için zaman verin bana. birer birer dizeceğim boğazıma. hani o tırnaklar, birbirinize geçirmek için telaşlandığınız.. bana birazcık zaman verin ki, susabileyim azminizden..
zemine vurun topuklarınızı. zeminde ben varım! yüksek topuklu ayakkabılarınızla saplanmayın bataklığa, çamur olur tabanlarınız. ayıp olur..
notalarıma gürültünüzü kattınız, kulak tırmalıyor sesim şimdi. biraz zaman verin bana, ses tellerinize takılan örümcekleri, kulaklarınızı boğan ağları temizleyeceğim. kendi sesinizi dinlemeyi deneyin, belki seversiniz...
surlarınıza tırmakdıkça ben yeni tuğlalar mı ekliyorsunuz üst üste? korkuyorum şehvetinizden.. dudaklarınızın arasından çiviler dökülüyor fısır fısır. çekin suratlarınızı yüzümden.. bana biraz izin verin, öpmek için kuru dudaklarınızdan. size serinlikler vaad etmiyorum. sadece kapılıyorum işte bu kadar umarsızca acıtabiliyor olmanıza.
beni göğsünüzden azad edin hareketsiz kirpiklerinize. hiç kırpmadığınız gözlerinize dokunabilmek için bana zaman verin. çünkü bilemiyorum nasıl aşarım perde perde kibirinizi..
hangi birinizin avcundaysam, bana biraz zaman verin, kehanetlerinizden sıyrılıp bulabileyim kendimi..
0 yorum:
Yorum Gönder