CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS

20 Ağustos 2009 Perşembe

Bu Gece.

İhanete uğramışlıkları ve çocukluktan kalma yara bereleriyle oturuyordu bu gece sandalyesinde.

Bir kenara sıyırmış atmış üzerindekileri, oturuyordu öylece.

Günün yorgunluğu yatağa itiyordu bedenini ama nefes alış verişini güçleştiren sıkıntılar uyutmuyordu.

Daha bir saat önce acıyıp üzüldüğü kadından, yine nefret ediyordu şimdi.

Bu gece, vakit geçmek bilmiyordu..

"Çimenlere uzanıp yıldızları seyretmek vardı şimdi. Ya da karlarda yuvarlanmak."

Yine uzanmıştı elleri yıldızlara doğru, ama yine ulaşamamıştı. Dün de denemişti. Yarın tekrar deneyecekti. Ve bir gün, ulaşacaktı onlara. Elbet bir tanesi onu alıp götürecekti yanında..

Uzun zamandır aklına düşmemişti oysa geçmişi. Bu gece, parça parça kopup gidiyordu sanki içinden..

Anılar boğazına tasma misali yapışmıştı, nefes alamıyordu.

Sigaralar çabuk tükeniyordu.

Tıpkı o kadın gibi, tıpkı o adam gibi, yıldızlar da ihanet etmişti bu gece. Oturarak, susarak isyan ediyordu. Ona hep, ihanetler bahşediliyordu..

Gece de onu terketmek üzereydi.

Ardına kadar açık pencereleri kapatmaya üşendi. Rüzgarın çıplak tenine kazınmasına izin verdi ve küçük şeylerle mutlu olabilmeyi diledi. Uyanmak istemediği güne doğru, uykuya daldı. Ne de olsa uykuya isyan etmek, imkânsızdı..

0 yorum: