CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS

4 Haziran 2009 Perşembe

Rakı Sonrası Bira Kafası.

Sen defterlerin arasına önemli şeyleri koyardın, ben koymazdım. Sen onları arayınca bulamazdın, ben de bulamazdım. Sen konuşurdun, ben susardım, ben konuşurdum, sen susardın. Ve ben bunları senin defterine yazıyorum şimdi, kendi kalemimle. "Ve", bir cümleye başlamak için ne güzel bir kelime değil mi ? Başka birisinin melodileriyle, bir başkasına dair cümleler kurmak, ne garip değil mi ? Sen başkasına aitsin, ben de bir başkasına. Tuhaf değil mi ? Peki ya "ait olmak" ? Gerçekten de böyle bir şey olabilir mi ?

Ne kadar da çok sorulacak soru var...

Ben, o'ndan başka bir kadına yazarken, kim bilir nasıl hissediyorumdur kendimi... Düşün ki, kendin bile anlam veremiyorsun hissettiklerine. O'na yazmıyorsun; sen, "başka bir kadın"sın. 'Keşke' sen de, hayatımdan, o'nun kadar olmasa da, o'nun gibi çıkıp gitmeyecek olsan...

O'nun kadar olmasa da o'na benziyorsun. Tıpkı şu an senin yaptığın gibi, o da benimle değil başkalarıyla ilgilenir böyle. Ben, sana bir nefes kadar uzağında/yakınında sana bunları yazıyorken, sen orada, başkalarına, benim sana yazdıklarımdan önemli/önemsiz kim bilir neler yazıp-çizip-hissedip-düşünüyorsun.

Ve ben,
itiraf ediyorum,
seninle ilgili hayaller/planlar kurdum.
Özür dilerim, sana dair, "acaba" dedim.
Başkası anlamaz, ama belki sen anlarsın;
"Gia"...

'Keşke' bana şimdi, "Ne yazdın, okusana" desen.

'Keşke'li cümleler kurmayan bir insan için bu kadar 'keşke' fazla değil mi ?

0 yorum: