CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS

24 Haziran 2009 Çarşamba

bir hayat günü.

Her şey ben ölmeden önce olmuştu ve benim bir ışığım bile yoktu. Karanlıktı ve yol kenarındaydım. Bildiğim tek şey, kargalar gaklıyordu.

Yatağımda olmayı istedim.

Uyandığımda yine istemediğim bir yerde olacaktım ve hiç istemediğim bir şekilde uyandırılacaktım. Her şeyin sonlanması için ölmem gerekiyordu ama ışık yoktu.

Yorganımı özlemiştim.

Maviydi ve üzerinde çiçekler vardı. Yatağıma ve kendime hiç yakıştıramazdım. Ama kendimi güvende hissetmemi sağlardı. Ben de küçükken hayaletlerden ve canavarlardan korktuğunda yorganın altına saklanan çocuklardan biriydim.

Ve hala onlardan biriyim.

Hayaletler ve canavarlar korkutmuyordu beni artık. Hatta ölüm bile... Ama bazen, yorgan altına sığınmak için sebeplerim oluyor işte. Ve sanırım bu da o anlardan biriydi.

Her şey ben ölmeden önce başlamıştı. Yol kenarındaydım, yürüyordum. Karanlık huzur vermiyordu bu defa, ürkütücüydü. Tekrar yaşamak istemeyeceğim bir andı.

Birinin beni bulmasını ümit etmiyordum hiç. Yolculuk başlamıştı. Ve elbet bitecekti. Yaşanılan korku da olsa en derinden olmalıydı.

Bir tek müzik eksikti.

Oysa ki bana huzur veren her şey vardı neredeyse; yalnızdım, karanlıktı ve yürüyordum.

Biraz da şarap olmalıydı aslında.

Karga sesleri beni sinirlendiriyordu. Sonu nereye varacak diye hiç düşünmedim. İyi ya da kötü, bitecekti.-Anın tadını çıkarmaya bak.

Yanımda bir başkası olsaydı, bu an tamamen mahvolacaktı. Anlarımın çoğu hep böyle mahvolmuştu. İnsanlar...

Ölsem bir müddet diye düşündüm.

Hem yastığımı da özlemiştim. Çok ucuza almıştım ve çok rahattı. Ama kılıf alamamıştım hiç. Param da olmuştu ama almamıştım. Her zaman biçim konusunda sıkıntılarım olmuştu zaten. Bakımsızdım. Önemsemezdim. Sadece, kokular hoşuma giderdi. Meyve kokuları. Özellikle de kayısı. Ya da tütsüler. Vanilyalı olanlar. Mutlu ediyordu kokular. Kayısı gibi kokmak istiyordum. Ellerimi kokladım, kollarımı. Toprak kokuyordu.

Yağmurdan sonraki toprak kokusu.

Hava yavaş yavaş aydınlanıyordu ve gaklamalar yerini cıvıltılara bırakmaya başlamıştı. Oturup bir sigara yaktım. Ne kadar zamandır yürüdüğümü bilmiyordum ama sanki günler olmuştu. Günlerdir insan sesi duymuyordum ve güzel bir şeydi.Tüm o yola rağmen kendimi dinlenmiş hissettiriyordu.

Yürümeme neden olan bir şeyler vardı.

Her adımda geriye birçok şey bırakıyordum. Ve bıraktıkça hafifliyordum. Yürümek daha da kolaylaşmıştı. Kafam dinçleştikçe bedenim yoruluyordu.

Ve uyudum.

İstemediğim bir yerde, istemediğim bir şekilde uyandırılmıştım. Yol yoktu. Her şey ben ölmeden önce olmuştu ve ölmediğim her dakika olmaya devam ediyordu. Sonlanması için ölmek lazımdı. Bir hayat günü yol gitmiştim ama yine uyanmıştım. Yine...

0 yorum: