AL bu koskoca deniz senin oLsun. Uzan boyLu boyunca. Ve git şişe. Hiçbir umudun, hiçbir hüznün, hiçbir hayaLin, hiçbir acın oLmadan aç koLLarını huzura ve savruL daLgaLarLa. Hiç görmediğin, biLmediğin yerLere; tahminsiz, meraksız...
Git şişe; geLincik tarLaLarının LaLe bahçeLerine, ıhLamurLarın erik ağaçLarına karıştığı yere git. Rüzgarın buLutLarLa, toprağın yağmurLarLa seviştiği yere götürsün martıLar seni. Yakamozun ışıLtısına bırak kendini. Ve git.
Bizden bahset baLıkLara. Hüzünden kıvırıp da yaptığımız kayıkLarı göster onLara. KayıkLara bindirip okyanusLara saLdığımız anıLarımızı anLat. MartıLarın biLe kıskanacağı kadar yüksekLere uçabiLdiğimizi göster onLara şişe. Huzrun dorukLarından aşağı atLadığımızda nasıL da güLümsediysek, öyLe güLümse yunusLara.
AL bu daLgaLar senin oLsun. İstediğin yere savruL, bocaLamadan, düşmeden, çarpmadan, kırıLmadan, incinmeden... Sigaramın dumanına katarım hasretimi, öteki kıyıdan izLerim seni, özgürLüğe süzüLüşünü. Ve artık biLirim, oraLarda bir yerLerde özgürLük var. Ve sen de biLirsin şişe, özgürLükte huzur var.
Git şişe, uzakLaşabiLdiğin kadar uzakLaş. Tek başına, yaLnız, hiçbir sebep, neden, bağLamadan eLini koLunu, kaç şişe. Parmak uçLarımdan kayıp da git. Gözümden süzüLen bir damLa yaş da hatıram oLsun. Ne şehirLer kurduk kendimize, ama karada özgürLük yok bize. AL bu koskoca deniz senin oLsun, karada huzur yok, git şişe...

0 yorum:
Yorum Gönder