AnLayamayacağım cümLeLer kur ki bana, susayım bu defa. HissettikLerini keLimeLere öyLe bir dök ki (ya da öyLe şeyLer hisset ki) seni anLayamayışım hayranLık uyandırsın bende.
Evet, mora boya gökyüzünü. Yağmur yerine çakıL taşLarı yağdır buLutLardan. Evet, imkansızı ver bana. Sadece keLimeLerinLe, başımı döndür, öyLe bir sarhoş et ki, bir daha şarap şişesine dokunmasın ellerim.
SözcükLere notaLarını kat, cezbet beni. Zehir gibi sız içime, duman gibi çök üzerime. ÖyLe cümLeLer ver ki bana, gıpta edeyim senin varLığına. O her zaman nefret ettiğim biLinmezLik, keLimeLerinin içinden akıp, huzur oLarak yağsın kucağıma.
Evet, maviye boya çimenLeri. Su yerine yaprakLar akıt şeLaLeLerden. Evet, imkansızı sun bana. Sadece keLimeLerinLe, nefesimi öyLe bir kes ki, bir daha tütün kokmasın eLLerim.
İki noktanın arasına sıkıştırıLmamış, hür cümLeLerini koy önüme. HayranLıkLa seyredeyim keLimeLerLe dansını, harfLeri teker teker biLinmezLiğe sapLayışını... MemnuniyetLe kucakLayayım seni anLamayışımı ve aşk dedikLeri bu oLsun. İmkansızı bahşet bana. Ve ben susayım bu defa.
Evet, beni griye boya.

0 yorum:
Yorum Gönder