CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS

30 Nisan 2009 Perşembe

O'na dair...

ParmakLarının arasında hangi sigara vardır şimdi? Duman kokuyordur saçLarın. KimLerin yüzüne bakıyorsun acaba donuk donuk? BiLirim, bakışLarıma değmeden parLamaz gözLerindeki o ışık.
Hangi şarkı doLuyor zihnine? Divided? My Twin? Kim biLir en son ne zaman dinLemişsindir "bizim şarkıLarımız"ı...
Tanımadığım hangi yabancının avuçLarı arasında tütün sarmayı bir türLü beceremeyen o minicik eLLerin?
KaLbindeki yerimi terkettiğimden beri biLirim; kimseyi sok(a)mazsın o kadar derinLerine. Kimse dokunamaz içine benim dokunduğum gibi/kadar. Bundandır böyLe rahat oLuşum, susuşum.
Beni terkedişinden/seni terkedişimden beri, kim biLİr kaç yabancıya bahşettin duman kokan tenini...
Merak etme ruhumun kayıp yarısı, kendimi kandırdığımın da farkındayım. "Eskiden oLduğu gibi" beni görünce parLamaz o gözbebekLeri. YoLda görsen ayaküstü bir-iki muhabbet eder geçersin. Titremez biLe sesin, "eskiden oLduğu gibi"...

(Ve teLefon çaLar. GeLen mesaj o'ndandır. "Eskiden oLduğu gibi", hissediLmiştir yine ruhun diğer yarısı. Ve her defasında oLduğu gibi, o'na yazıLan bu yazı da, yarım kaLır. Tıpkı, sonsuzLuğumuz gibi...)

28 Nisan 2009 Salı

Şarap Şişesi Şizofrenisi (şşş!)

Anımsayıp da güLümseyebiLdiğim an'Larım var benim. Senin de var mı şişe ?

Bir deniz boyu uzakta özLeyenim var. SabahLarı erken kaLkıp işe giden. Zaman zaman hatrına düştüğüm. Hiç sakınmadan "Seni özLedim." diyebiLen.

İhanetLerim var şişe. Keşke diyemeyip, pişman oLamadığım.

KoLeksiyonLarım var. Çer-çöp koLeksiyonLarım. Boş çakmak, sigara kutuLarı, şarap şişeLeri... KoLay eLde ediLebiLen, hiçbir değeri oLmayan.

Yine bütün paramı bitirdim be şişe. Parayı cebimde tutmanın bir yoLunu buLmaLıyım.

Şarap şişeLerinden şamdanLarım var.

Yastığımın aLtında biriktirdiğim hasretLerim, yatağımın aLtına tıkıştırdığım korkuLarım var.

Kendime ait keLimeLerim yok. Ama anLamLarım var şişe.

Eskiden vardı, ama şimdi, bir kedim biLe yok.

Patates ve taze soğan yetiştiriyorum ya hani, başarıLı oLabiLirsem eğer, geLsin biberLer, domatesLer...

Yoğurt kapLarından saksı yapmak.

İçindeyken güzeL gibi görünen ama dışardan bakıLdığında çirkin oLan şeyLer var şişe.

TırnakLarımı yememe/kemirmeme kararı verdim.

Maniküre giden kızLardan oLacağım ben şişe.

Parmak uçLarımLa biLe dokunmaya çekindiğim bir kaLp var, kırmaktan korktuğum.

YaraLarı kabuk bağLamış bir kaLp, sökükLeri yamaLanmış bir ruh taşıyor bu hastaLıkLı beden.

Günbegün genişLeyen bu zihin, benden taşar mı sence ?

Resmen 27, cismen 17 yaşında bir ev arkadaşım var, pLatin sarısı saçLı.

Sarı saçLarından sen suçLusun. (1. Yok öyLe bir şey. Genetik denen bir şey var.)(2. Evet sen suçLusun. VeriLir mi onca para kuaföre ?)

Noir Desir & Manu Chao - Le Vent Nous Portera.

Işık ve müzik kapaLıyken uyumakta güçLük çekiyorum.

Gaz Lambam var şişe. Gazı bitik, camı kırık.

Annemin; 19 yıL sonra, gördüğü bir kabus sayesinde/nedeniyLe annesini (zaman zaman) sevmeye başLamış bir kızı var.

10 dakikaLık zevkin ürünü, 19 yıLLık hayat moLeküLü.

Uykum var şişe.

Baş ucumda durman bana huzur veriyor.

Günaydın hayat. Hoş geLdin bugün. Elveda sabah...

28.04.09/06:33

27 Nisan 2009 Pazartesi

Cennetim.

Aşkına doğru tırmandıkça,
sensizLikten aşağı yuvarLandım,
yokLuğuna düştüm her defasında.
HasretLer kanattı tenimi,
umutLar doLdu tırnakLarımın arasına.
Düştüm,
korkuLar boyunca.

Sen,
tepeLerin ardındaki huzur nehri...
Tek bir damLan için
karanLığa gömdüm
gökkuşağının tüm renkLerini.
Ruhum hırpaLanmış, sökük, yamaLı.
KaLbim yaraLı bereLi.
Hasret sıçramış yüzüme,
avuçLarıma korku buLaşmış,
pis, kirLi.
Akıntına saL beni.
TemizLe içimi,
yokLuğunu,
sensizLiğimi.
Yıka beni,
benLiğimi.

Ey, tepeLerin ardındaki hırçın nehir!..
Aşkına doğru tırmandıkça,
sesin doLuyor kuLakLarıma.
Duyuyorum...
Ve birden,
yine düşüyorum yaLnızLığa,
korkuLar boyunca...
Yeniden,
fırtına oLup vuruyor kırbaçLarını sırtıma
sensizLiğim.
Aşk cennetimdi,
ben acı çekerek ibadet ettim.
Ah, acıyLa başLayıp,
huzurLa sonsuzLukLara uzanan nehrim...
Cennetine varabiLmek için
öLüm koymuşLar yoLuna.
Ama ben haLa
öLemedim!

22 Nisan 2009 Çarşamba

20.04.09

Sustum,
araLamadım biLe dudakLarımı.
GözLerimi yumdum sabahLara.
Ayışığı uzandı sisLerin arasından
tenime.
Sana dair cümLeLer,
keLimeLer,
virgüLLer,
üçnoktaLar
düğümLendi boğazımda,
söyLeyemedim.

BiLiyorum,
sensizLiğe çare değiL
şarapLar.
Ama yine de,
yokLuğuna da doLdurdum bir kadeh.
Sana içiyoruz bu gece.

Aynı denizin, öteki kıyısı kadar
uzak şimdi bana kokun.
KayaLara vuran daLgaLar
senin kadar hırçın.
Yakamoz,
tıpkı senin tenin...

GözLerimdeki,
yaLnızca seninLe parLayan ışığın
sönükLüğünden,
donuk bakışLarımdan anLadım,
sensizLik yakışmadı bana meLek...

Bir deniz boyu yoL gittim
gözLerinden geriye.
Gittiğim için
cezaLıyım ben.
ÖyLe ki,
artık rüzgarLar biLe
bahsetmez oLdu senden.
Akrebi bir türLü yakaLayamayan
yeLkovandan anLadım,
giden değiL,
kaLanmış terkeden...

18 Nisan 2009 Cumartesi

19.04.09/01:21

ILık ıLık akıyor
damarLarımdan kaLbime doğru.
Minicik bir şefkat bekLiyorum.
Ufak bir mucize beLki de
bu bekLentim.

Seni özLüyorum.
ILık ıLık akıyorsun
damarLarımdan kaLbime doğru.
Hissediyorum...
DamLıyor ruhumdan siLik siLik,
örtbas etmeye çaLıştığım hasretLer.
Susuyor ve dinLiyorum sadece
düşüşüme umarsızca tanıkLık eden rüzgarLarın
uğuLtusunu.

İçiyorum.
Ama hiç boşaLmıyor kadehim.
ILık ıLık akıyor damarLarımdan
kaLbime doğru.
Yakıyor değdiği her yeri.
Hasretin...
Hasretim...

ALev aLmış yanıyorsun içimde
ama sokamıyorum nisan yağmurunun damLaLarını içime,
girmiyor,
ısLatamıyor,
söndüremiyor,
beceremiyorum.

Hem tüketiyor,
hem diriLtiyor.
Hasretin...
Hasretim...
SigarayLa aLev aLıyor,
sigarayLa duman oLuyor,
sigarayLa sönüyor,
sigarayLa küL oLuyor,
sigarayLa savruLuyor.

Şarap şişeLeriyLe öpüşüyorum
yokLuğunun çaresizLiğinde.
UykusuzLuk çınLıyor kuLakLarımda.
Ve kabusLar...
Kan ter içinde uyanıyorum.
Ve kendimLe çeLişiyorum.
Ve bir sigara daha yakıyorum.
Ve akıyor damarLarımdan ıLık ıLık.
KaLbime doğru.
Hasretin...
Hasretim...

2 Nisan 2009 Perşembe

yağmur yağarken.

yağmur yağarken
şimşekleri yakalamaya çalıştın mı sen hiç
huzurun doruklarından
aşağı atlayıp intihar ettin mi
ciğerlerini patlatırcasına
nefes aldın mı derin derin
fırtınaya karşı koyarcasına
küçük umutların oldu mu hiç senin

yağmur yağarken
damlaları yakalamaya çalıştın mı sen hiç
mutluluğun kanatlarından
tutarak yükselip göğü seyrettin mi
korkularını yırtarcasına
gülümsedin mi karanlığa
bilinmeze baş kaldırırcasına
renkler karıştırdın mı boşluğuna

yağmur yağarken
bulutları yakalamaya çalıştın mı sen hiç
gökyüzünün kasvetinden
sıkılıp gülümsemeyi denedin mi
kefenini yırtıp atarcasına
meydan okudun mu hayata
yağmurlarla yıkanırmışçasına
aksın ruhun yitik zamanda.

gitme.

kal benimle
bak haykırıyorum
son bir gayretle
gitme
korkuyorum
geri dönmezsin diye
üzerime devrilsin bulutlar
şimşekler patlasın göğsümde
gözlerimden süzülsün kanlar
ama sen,nolur gitme
korkuyorum
geri dönmezsin diye
boğazımı parçalasın kelimeler
saplansın hançerler bedenime
çöksün üstüme geceler
ama sen kal benimle
korkuyorum
geri gelmezsin diye
gitme...

şarap.

bak onlar uçup gitmiş avuçlarımızın arasından
bir damla daha düşmüş bulutlardan
bir kez daha yırttık ya kefeni
yaşayarak öğrendik ya sevgiyi nefreti
başkasına ait dudaklarda bulduk kendimizi
onlar uçup gitsin
yağmur çiselesin
nefes alıp verebiliyoruz hala
üç beş sigara
bir şişe de şarap
yetiyor açlığımızı bastırmaya...

özLe beni.

seni düşünüp de uyuyamadığım gecelerde
sabaha karşılarda
seher vaktinde
öğlen ezanında
özle beni.
seni rüyamda görüp de
bir hışımla yüzümde o görmediğin
hani görsen de çok seveceğin gülümsememle
yataktan fırladığımda
işte tam da o anda
özle beni.
bana yolladığın o şarkıyı dinlerken ben
hani olur da
gözlerim dolduğunda
ama gizlemeye çalıştığımda
için cız etsin hafiften
özle beni.
bilgisayarın monitörüne
odamın duvarlarına boş boş baktığım
bakışlarımın aksine zihnimin ağzına kadar
sen ve sana dair bir sürü şeyle dolu olduğu
o bir anlık kendimi kaybedişlerimde
özle beni.
o en çok sevdiğim filmin
en sevdiğim sahnesinin
beni bitiren repliği söylendiğinde
'beni de böyle sever mi acaba'
diye düşündüğüm o an var ya
işte en çok o zaman
özle beni.
sana dair
harfleri birleştirip kelime
kelimeleri birleştirip cümle kuramadığım anlarda
özlemeyi boş ver de
o kuramadığım
kursam da söyleyemediğim cümleler kadar
sev beni.

gurur.

açık yaraya tuz basar gibi, bazen karanlıkta boğulur gibi...
yarınını unutmuş, bugünü hatırlamakta zorlanan bi ihtiyar sanki
hele elleri...
o eller mi açacak kapısını cennetin?
yoksa cehenneme giden yol mu gözlerin?
kimsin sen? kimsin...
huzur kokuyor tenin. dudaklarınsa hüzün...
ruhumdan parçalar saçılıyor etrafa
her defasında
her dokunuşunda bana
mutluluk senin soluğunda belki
yanından uzaklaştıkça
senden geriye attığım her adımda
canım acıyor sanki
yüksek bi uçurumdan aşağı atlamak gibi...
düşmek
bitmeyen boşluğa
uzanmak
bilinmeyen sonsuza
vurmak
en dibe
daha fazla
hissetmek
varlığını damarlarımda,nefesimde,kanımda...
ulaşabilecek miyim ki
en gizliye, en saklıya?
dokunabilecek miyim
dokunmak istediğim yere,
kalbine?
daha ne kadar dayanabilirim sence?
sana bu kadar alışmışken
nasıl gidebilirim?...
bırakabilir miyim seni
içimi titretmeye devam ettikçe sesin?
kokun üzerimden gidince de
devam edebilecek miyim?
tenime değmeyince tenin
nasıl dayanabilirim...
nasıl?...